
Kapitalizm nereye baksa dolar yeşili görüyor. Para onlar için bir tabu. Bu sebeple bütün çirkinlikleri para ile kaplayarak altındaki kötülüğü gizlemeye çalışıyorlar. Vietnam’a girdiklerinde halkı komünizmden kurtaracaklarını söylemişler. Vietnam halkı böyle bir kurtuluşu kabul etmediğinden ölümüne savaşarak bu duruma boyun eğmediler. Gerçek amaçları Pasifik okyanusunun diğer yakasındaki para akışına hâkim olmaktı. Irak’a geldiklerinde Saddam’ı devirip kimyasal silahları ortadan kaldırıldıktan sonra halkına demokrasi getireceklerdi. Kimyasal silahları bulamadılar, çünkü yoktu. Şimdi Irak’ta demokrasi hak getire. Demokrasi adına petrolleri sömürülmüş bir Irak, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olması gerekirken hala fakirlikle cebelleşiyor.
Afganistan’a girdiklerinde 11 Eylül şüpheli saldırısının faillerini yakalamak ve halkı özgürleştirmek için gelmişlerdi. Uzun süredir savaşla cebelleşen halk ne 11 Eylül saldırısını gerçekleştirecek durumdaydı ne de böyle bir özgürlüğe ihtiyacı vardı. Uranyum başta olmak üzere yeraltı kaynaklarının küreselciler tarafından hedef alınması ülkenin sömürülmesi için yeterli bir sebepti.
Suriye’de ve Kuzey Irak’ta terör örgütlerini destekleyen ABD burada da kendince verdiği isimler sonucu pisliğini saklamaya çalışıyor. Suriye Demokratik Güçleri adı da böyle bir terör örgütünün şirinlemesidir. Teröristlerle dans eden coniler sözde terörle mücadele ediyorlarmış.
Türkiye’nin ne hatırı sayılır uranyum yatakları ne de -şimdilik- kayda değer petrol rezervi var. Fakat halkının birbirine olan bağı batı dünyasının, özellikle küreselcilerin anlayamadığı bir seviyede. Bugüne kadar oynanan yüzlerce oyuna rağmen ve metrekareye düşen vatan haini sayısı bu kadar yüksek iken bir türlü bölemedikleri bu yapıyı nasıl parçalarız diyerek proje üzerine proje üretiyorlar.
Son icraatları umarın sonları olur. Demokrasi getiriyoruz diyerek diktatörlüğü, özgürlük diyerek esareti yayan bu muhterisler mülkiyet kanunu adı altında taksi esnafının malını elinden almaya çalışıyorlar.
İlk bakıldığında hiçbir emperyal gücün dahili gözükmezken sonuç itibariyle bu durumun kimlere yarayacağına dikkatimizi verirsek mevcut servetin bir şekilde el değiştirip küresel markaların talanına uğrayacağını göreceğiz. Küresel taksi çağrı markaları Amerika Birleşik Devletleri’nde de aynı oyunu oynamış ilk önce bireysel taksiciliği bitirmiş, devamında rekabete dayanamayan onlarca taksi şirketini iflas ettirmiş ve son aşamada sürücüsüz otonom arabalarla taksicilik sektörünü ele geçirip iş gücüne ihtiyaç duymadan çok az kişi ile ve sadece yazılım marifetiyle servetlerine servet katmaya devam ediyorlar.
Ülkemizde çok bilinen bir korsan taksi markasının yöneticisi, Elon Musk’ın üretime geçtiği otonom araçların fabrikasını ziyaret edip yakın bir gelecekte bunları Türkiye’de görmenin mümkün alacağını söyledi.
Oyun aynı, önce itibarsızlaştır, sonra da yok et. Bu durum büyük paralar harcayarak oluyor. Oysaki anayasal haklar bellidir: “Kazanılmış haklar geri alınamaz.” Taksiciler para vererek satın aldıkları bu plakaların çöp olmasına müsaade etmeyecektir. Hukuki haklarımızı sonuna kadar savunacağız.
Bu mücadele kolay olmayacak. Çünkü onların lügatinde kaybetmek ve vazgeçmek yok. Sonuç alana kadar her türlü çirkinliği yapacaklar. İftira, abartı, kötüleme, adam satın alma bunların başlıca yöntemleri. Ülkemizde ise para ile satın alınacak çok insan var.
Türkiye’de dağınık yapıda olan taksiciler giderek organize olmanın yollarını buluyorlar. Sosyal medyada oluşturulan gruplar büyük şehirlerin tahditli taksicilerini birleştirmenin en kestirme yolu. Devamında farklı illerde aynı kaderi yaşayan meslektaşların bir çatı altında hareket etmelerinin gücünü çok yakında ortaya koyacaklar. Bir musibet bin nasihatten iyidir. Birlik ve beraberliğin açamayacağı kapının olmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Kim bilir yakın bir gelecekte TBMM sıralarında taksicileri temsil eden bağımsız bir vekili de görmek mümkün olabilir mi? Göreceğiz, zaman bizim için aksın.