
TAKSİ ÇAĞRI UYGULAMALARI
Dünya üzerinde yaşayan her insandan günde 0,5 cent alabilseydiniz sizden daha zengini olmazdı şüphesiz. Hatta kastımızı biraz daha küçülteyim; bütün insanlar olmasın, sadece %1’i ve günde değil ayda 0,01 cent olsun. Yine inanılmaz bir servetin sahibi olurdunuz. Zaten küreselcilik de böyle bir şey.
Gelin bu hesabı biraz daha farklı yapalım. Tek bir ülke hatta tek bir il olsun; mesela İstanbul. Bütün insanlar olmasın da sadece taksiye binenler olsun. Her bindiklerinde 0,01 cent değil de 1$ olsun. Taksi müşterinin 1/3’ü sizin ağınıza düşse yine bu havuzda biriken para inanılmaz olacaktır. Böyle bir serveti elde etmek için birtakım odakları da ortak etmeniz gerek. Adama tek başına yedirmezler.
Şimdi misalden gerçeğe geçiyoruz. İstanbul’da taksi müşterisini taksiciye satan ve bu işi yaparken hem müşteriden hem de taksiciden komisyon alan yapıların olduğunu biliyoruz. Bu yapılanın revaç görmesi için büyük bir ön çalışma yapılmış, taksiciler kötü örneklerle itibarsızlaştırılıp kamuoyuna tek çözümün bu aplikasyonlar olduğu empoze edilmiş. Sonuç olarak inanılmaz rantın döndüğü, birtakım profillerin satın alındığı, büyük rant ve vurgunların hedeflendiği bir oyunun ortasında bulduk kendimizi.
Aslıda onların taksiciyi kötülerken kullandığı tabirle ben de diyorum ki: “Kastım bunların hepsi değil. İşini doğru yapanları müstesna tutuyorum. Sadece çürük elmalar!”
Gelişen dünyada teknolojiyi kullanmak tabi ki birçok kolaylıkları beraberinde getiriyor. Fakat arka sokakta bekleyen müşteriyi ön caddeden geçen taksici ile buluşturmak gibi bir iyi niyetin nerelere varacağını hayal bile edemezsiniz. Öncelikle 1$ hedefini büyütür 2$ yaparsınız. Sonra taksicinin kazandığına da göz diker yurt dışından sürücüsüz otonom araçlar getirtip bu işi onlarla yaparsınız. Böylece insan unsurunu ortadan kaldırıp robot taksilerle yürütüp ödemeyi de online olarak ABD bankalarına yapar, hem yüz bin aileyi ekmeğinden eder, hem de kazandığınız serveti bu ülkeye kondurmadan yurt dışına aktarmış olursunuz.
Çok abarttım değil mi? Benimki de hayal; ne diyorlardı?: “Komplo teorisi.”
Yine de buradaki oyunu görmek için size takılan beygir güzlüğünü çıkartıp geniş açıdan nelerin yaşandığına bakmanız gerek. Oysaki sizler sadece önünüze konulan sorunlu taksici haberleriyle oyalanıyorsunuz. Görmeniz gerekilenleri engelleyenler medyayı korkunç paralarla fonlayıp gemilerini yürütüyorlar. Devlet nerede derseniz, vallahi biz de bilmiyoruz. Belki de…!
Küçük hesapların büyük getirileri olduğunu biliyor musunuz? Çok bilinen bir öykü var: Vaktin birinde satranç oynamayı seven kralın kızı hastalanır. Ülkenin bütün hekimleri toplanır ve prensese şifa bulmaya çalışırlar. İçlerinden sadece biri başarılı olur. Kral sevincinden hekime sorar “Dile benden ne dilersen!” Hekim kurnazdır ama birkaç altınla da yetinecek biri değildir. Zekasını kullanıp “Aman efendim size hizmet etme şerefi bana yeter.” diyerek niyetini gizler. Koskoca kral şanına yakışır bir ihsanda bulunmak istediğinden ısrar eder. Hekim, kralın önünde duran satranç tahtasını işaret edip şu tabla kadar buğday bana yeter der. Fakat kral hiddetlenir. Zira halkının nazarında cimri görünmekten çekinir. Daha fazlasını istemelidir. Hekimi sertçe uyarır. Hekim beklediği anın geldiğini bildiğinden o zaman der satranç tahtasının her bir karesine bir buğday tanesi fakat bir sonrakine onun iki katı olacak şekilde olsun der. Kral yine bunu az görür ama hekim ısrarla bunun yeterli olacağını söyler. Kızına şifa bulan birini de cezalandırmak istemez. Hazinedarı çağırıp hemen hekimin isteğinin karşılanmasını emreder. Hazinedar durumu görünce boynunu büker ve bunu karşılayacak kadar servetin kraliyette olmadığını söyler. Kral şaşırır, nasıl bir oyuna geldiğini anlamaya çalışır. Satranç tahtasında 64 kare vardır ve her seferinde bir öncekinin iki katı olacak şekilde buğdayları sıralarlar. Birinci kareye 1, ikinci kareye 2, üçüncü kareye 4, dördüncü kareye 8,…! Daha yarısına gelmeden ortaya inanılmaz bir rakam çıkar. Kral nasıl bir oyuna geldiğini anlar ama halkının gözünde de küçük düşmek istemez.
Bu hikâye nasıl bitti bilinmez ama küresel kurnazlar da benzer işlerin peşinde koştukları için küçük rakamlardan büyük servetlerin doğacağını çok iyi biliyorlar. Dünya nüfusu 9 milyara yaklaşırken yeryüzündeki insanların binde biri her gün size bir kuruş verecek olsa inanılmaz bir servetin sahibi olabilirsiniz. Burada dikkat edilecek husus sürecin devamlılığıdır. Bu sebeple kredi kartlarından alına minik komisyonlar, çok düşük karlarla satılan ürünler ve minik aboneliklerle devasa servetlerin oluşması!
Kapitalist düzende esas olan gelir az da olsa sürekliliğidir. Böylece dünya çapında hizmet veren bir işiniz varsa kâr marjı ne kadar düşük olursa olsun toplamda büyük paraların havuzda birikmesine neden olur. Türkiye’de de buna benzer işlerin döndüğünü herkes biliyor. Küçük komisyonların sürekliliği anlattığımız sonuca ulaştırır. Hesabın göze minik göründüğüne bakmayın. Akıl oyunundaki tilkilik bir şekilde perdeleniyor.
Takside yaşanan örneğimize dönersek, sokaktaki müşteri taksiye ihtiyacı olduğunda ya taksi durağını arıyordu ya da caddeye çıkıp bir taksiye biniyordu. Fakat İstanbul gibi sorunlu bir ilde gidilecek istikametin trafik yönünden de sorunlu olması yaşanan tartışmaların puanlama usulü çalışan bu uygulamalarla müşteri memnuniyeti hedeflenip uygulamalara yönelmesine neden oldu. Ayrıca ödemede kredi kartı kolaylığı gibi şeylerin müşteriyi cezbetmesi, adresten gelip bulma gibi şeyler kısa sürede müşterinin uygulamalarla çalışmasını kolaylaştırdı.
Yalnız burada bir gariplik var. İstanbul Belediyesi’nin sahip olduğu ve böyle iyi bir niyet ile halkına hizmet etmeyi hedefleyen, üstelik ücretsiz olan İTAKSİ bir anda kapandı. Bu boşluğu doldurması için harekete geçen İstanbul Taksiciler Esnaf Odası, TAKSİM adlı uygulamasını daha tasarım aşamasını sattı!
Tuhaflıklar bitmiyor. Küresel bir takım uygulama şirketleri de korsandan yasal taksilere yönelip küçük komisyonlarına bir anda zam yapmaya başladılar. Beraberinde lisans alan diğerleri denetimsiz ve hiçbir kanuna tabi olmadıklarından kafalarına göre komisyon fiyatlarını artırdılar. Hatta bazı uyanıklar taksiciden aldıkları komisyonu abonelik sistemine çevirip borsa hisselerinin değerini artırdılar.
Yapılan itirazlar sağır kulaklara ulaşmadığından, yargı sürecinin ağır işlemesinden, taksiciler sahipsiz kaldığından meydanı boş bulanlar dümenini döndürdü. “Tabi kastımız çürük elmalara!” Sözümüz ortaya, hissesi olan alır.
Evet dostlarım. Ülkemiz üzerinde oynanan Büyük İsrail planı gündemi doldururken Küçük İsrail planını kimse görmüyor. Planın küçüklüğüne bakmayın, büyüğünden daha büyük, daha sinsi. Belki de müdahale edilecek eşiği çoktan aşmış, birtakım köşeler tutulmuş “Kötü Taksici” çoktan feda edilmiştir. 19 Haberlerini seyrederken gözümüze sokulan taksici olaylarına bakıp, göbeğimizi kaşıyarak “Vay namussuzlar!” diyerek hayıflanırken torunlarımızın geleceğinin nasıl heba edildiğinin farkında değiliz.
Ekonomik özgürlük siyasi özgürlük kadar önemlidir. Yoksa gittikçe yoksullaşan, cari açığın giderek büyüdüğü, dış yatırımcının çuvalla para getirip kamyonla götürdüğü bir sistem bizi istiklalini kazanmış ülke yapmaz. Oyunu gör, yarınını kurtar.
Saygılarımla,
Cüneyt Tüzel
