GenelGündemITEO

LİNÇ FURYASI DEVAM EDİYOR

ZAFER ŞAHİN AÇISINDAN KONUYA BAKIŞ

Sesin kısıksa haklı olduğunu duyuramazsın. Sesin kısıksa var olduğunu hissettiremezsin. “Konuş ki seni görebileyim!” Bu söz Sokrates’e atfedilse de gerçekliği inkar edilemez.

İletişim bir bilim dalıdır. Bazen bir silah olur yanlış ellerde. Hele ki iletişim çağında yaşıyorsak buna çok dikkat etmemiz gerek. İftiralar, yaftalamalar, abartılar, gerçeğin eğip bükülerek farklı bir gerçek oluşturmak zamanımızın silahlarından.

Siz doğrusunu ne kadar haykırsanız da bunca gürültünün arasında kimse fark etmez feryadınızı. Daha gür ama hakkaniyetten uzak sesler sesinizi bastırır.

Haziran ayı taksiciye saldırma kampanyasının zirve yaptığı bir dönem. Bir takım mahkemelerde karar bekleniyor. Piyasada yer tutmaya çalışan markalar taksiciyi karalamalı ki vurgunları göze batmasın. İnsanlar ipteki cambaza bakarken cüzdanlarının boşaldığını fark etmesinler.

Bu sebeple gazeteciler, fenomenler, sosyal medya profilleri hareketlenmiş. Her birinde birbirine benzeyen abartılı yazılar, videolar ve paylaşımlar peş peşe. Hatta Gafar Yakınca (özellikle tek ‘f’ ile) taksiciye vurmak için daha önce yayınladığı yazıyı aynen paylaşmış. Yenisini yazmaya üşenmiştir. Oysa ki “Bu iddialarını ispatlayamazsan müfterisin!” demiştim. Sesimiz kısık olduğundan duyulmadı. Adam da bizi sallamadı.

Bu son olayda da karınca misal, tarafımız belli olsun diye Nemrut’un ateşine su taşıdık. Her bir yazara derdimizi usulünce anlattık. İçlerinden tek bir babayiğit çıktı. Zafer Şahin. Yazılarından, paylaşımlarından ve televizyonda katıldığı oturumlardan olaylara farklı bir bakış açısıyla baktığı anlaşılan değerli bir gazetecimiz:

“Buyur kardeşim.
Olayı yaz
Onu da yaynlayacağım”

diyerek bizi fark etti. Aşağıdaki mesajı aceleyle kaleme aldım. Çok özen göstermediğime pişmanın ama yine de mücadelemize bir soluk verdiğinden dolayı bize bu fırsatı tanıyan Zafer beye müteşekkirim. Zafer beyin paylaşımı şu şekilde:

Taksi esnafının cevap hakkı… İstanbul’da bir turistten 300 liralık yol için 7282 lira alan taksici vakası sonrası bir taksi esnafından sitemli bir mesaj geldi. Bir meslek grubunu toptancı bir anlayışla değerlendirmek elbette doğru olmaz. Cevap hakkına saygı gereği aynen yayınlıyorum:
 Taksicilik aile mesleğimiz ve global mafyanın tasallutu altında olması beni üzüyor. İstanbul’da yaşanan da bunun tezahürüdür. Günde bir milyon adet yolculuk kaydeden İstanbul takside yılda 365 milyon adet yolculuk (yolcu değil yolculuk) gerçekleşmesine rağmen kayıtlı şikayetin yüz bini geçmediği bir gerçektir. Kayıtsızlarla birlikte bunun da yılda bir milyon olduğunu düşünürsek 365’de bir yani %0,3’e tekabul ediyor. Bu da hizmet sektörü için kabul edilebilir bir hata payı. Fakat benzer olayların ABD ve AB ülkelerinde de yaşanması, küresel aplikasyonların pazar bulması için medyayı ve sosyal medya fenomenlerini kullanması artık sıradanlaşmış durumda. Yaşanan son olayda da medya çoğunlukla işin dolandırıcılık yönüne ağırlık vermiş, İsmet Dalcı’nın (oda başkanı) çabalarını görmezden gelerek gerçek yüzünü ortaya koymamışlardır. Çok ilginçtir ki bu haziran ayında Çağlayan adliyesinde görülecek MartıTag davası ve piyasaya giren YandexGo gibi aplikasyonları parlatmak için bu tür taksi haberlerine ihtiyaç var. Bu çağrı uygulamaları çok yüksek komisyonlarla hem taksicinin sırtından para kazanmakta hem de müşteriyi taksici aleyhine kışkırtmaktadır. Belediyenin de uygulama tabanlı taksi ihalesi marifetiyle İBB borçlarını ödemeye çalışması nedense dikkatinizi çekmemiş. Biz taksi sektörünün doğru denetlenip doğru yönetilmesini istiyoruz. Fakat taksi sektöründe sorunlar yaşanmalı ki birileri rant elde etsin. Taksicinin perişan olması kimsenin umurunda değil. Konu o kadar uzun ki değerli vaktinizi de almak istemiyorum ama konuya sadece medyadan bakarsanız onların gösterdiğini görürsünüz. Gerçeği görmek için taksicileri dinlemelisiniz. Yaşanan olumsuzlukları inkar edip tasdik ettiğimi sanmayın. Hepsi doğru ama bu hacimde bir iş kolu doğru denetlenip yönetilmezse sorunlar giderek büyür. Medyada abartılarak servis edilir. Birileri de bu kaostan nemalanır.

 

Kısık sesimizle doğruları haykırmaya, ekmeğimizi savunmaya devam edeceğiz. Ülkemizi küresel sömürü şirketlerinin pençesine terk etmeyeceğiz. Bunların içimizdeki uzantılarına fırsat tanımayacağız. Doğruyu savunup hakkı söyleyeceğiz.

Saygılarımla.

Cüneyt Tüzel

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyicisi Kullanıyorsunuz

Lütfen reklam engelleyici eklentiyi devre dışı bırakıp sayfayı tekrar yenileyin