LİYAKAT…!

Türkiye’nin kaybolan yılları.
Türkiye’nin heba olan yıllarına baktıkça neleri kaybetiiğimizi daha iyi anlıyoruz. Siyasette oy uğrua devletin imkanlarını çarçur edip geleceğini tüketmek ne yazık ki tarihimizin kirli sayfalarında yer aldı. Devletimizin kısıtlı imkanlarla yapmış olduğu yatırımlar siyasi yandaşlara rant kapısına dönerken işe adam bulmak yerine adama iş icat edildi. Sonuçta SEKA gibi ülkenin kağıt gereksinimini karşılayan bir kurum ihtiyacının çok üstünde işçi barındırdığından dolayı zarar eden kurumlarından biri haline geldi.
Tabi SEKA gibi bir yapı dönemin en güçlü medya organı olan gazetecileri de dizginlemek maksadıyla kullanıldı. Günlük gazete çıkarmak için kesintisiz kağıda ihtiyacı olan medya tarafsız haber yapamadı. Bu durum önemli noktalarda liyakat sahibi olması gereken kişlerin sıradan ve tasmalı olmasıyla sonuçlandı. Yüz seneyi aşkın cumhuriyetimizin önemli yılları boşu boşuna harcanırken birileri cebini doldurup günümüzün “En Zenginler” listesinde yerini aldı.
Liyakatsizlerın tercih edilmesi aslında günümüzde de devam ediliyor. Aparat olarak kullanılan, nereye çekseniz oraya giden, sözünüzden çıkmayan, ileriyi göremeyen bu adamların icraatı ortaya çıkıp verdikleri zararın boyutu belli olunca işi siyasete döküp kendinden sonra iyi şeyler yapanlara çamur atarak gizlenmeye çalışıyorlar.
Benzer bir durum İstanbul Taksiciler Esnaf Odasın’da yaşandı. İstanbul taksi camiasının belki de tarihinde en kötü yönetildiği bir dönemden sonra farkı bariz anlaşılan bir çaba sergileyen yeni yönetimin çalışmaları birilerini rahatsız etmiş olacak ki mevcut başkan ve yöneticilerini ‘liyakatsizlik’ ile suçlamışlar. Seçim vaadinde tutarlı olmadıkları iddia edilmiş. Başarıdan uzak ve gereksiz işlerin peşinde olduklarını söyleyip çamur atmaya kalkmışlar.
Mevcut başkanı ve yönetimini savunacak değilim ama henüz bir yılını doldurmamış bir yönetimin mucizeler yaratmasını beklemek gerçekçi olmaz. Ayrıca eski yönetimin vermiş olduğu büyük zarar bir anda düzeltilmesi çok mümkün görülmüyor. Korsanın pik yaptığı, korsanın kurumsallaştığı, korsanın yasal kılıflara bürünerek birilerine arpalık olarak sunulduğu yetmiyormuş gibi bir takım kirli ticari ilişkiler de geçmiş dönemin içinde yaşandı.
Bu durum sadece istanbul ile münhasır kalmadı. İstanbul’da kuvvet bulan korsan ağı dalga dalga ülkemize yayıldı. Bu liyakatsizlik her yere sirayet etti.
“……densizliktir!”
“Yanlış yaptık!” diyerek özür dilemek de büyük bir erdemdir. Fakat yanlışını örtmek için birilerine çamur atmak, itibarsızlaştırmak, ‘liyakatsiz’ diyerek yaftalamak en kısa tabiriyle densizliktir.
Türkiye, makus talihini yıkmaya çalışıyor. Kaybolan yıllar taksicilik sektörü için de geçerli. Hizmet bekleyenlere husumetle bakıp kendi cebini dolduranların devri kapanıyor artık. Esnaf hizmete koşanı da rant peşinde olanı da fark edip karşılık verecek reflekse sahip. Bu sebepten dolayı yeni yönetime inanan esnaf sandıktan İsmet Dalcı ve ekibini çıkardı.
Şimdi vatansever olma zamanı. Yeni yönetimin başarılı olması için dua etme vakti. Bu başarı herpimizin huzuru için gerekli. Fakat tersini beklemek hem sizin niyetinizi ortaya koyar hem de korsan cenaha puan kazandırır. İsmet Dalcı ve ekibinin başarılı olmaktan başka seçeneği yok. Bizler de bu ekibin başarılı olmasına muhtacız.
Şimdi soruyorum: Siz kimin başarmasını istiyorsunuz? Kimin tarafındasınız?



