
MAHALLE KÜLTÜRÜ
Toplumları özel yapan birtakım imgeler vardır. Bu imgeler etrafında şekillenir kültürümüz. Bunlardan biri de mahalle kültürüdür. Herkesin sıkıntısına koşan bir ablamız, her sorunu çözen bir amcamız, kanaat önderlerimiz vardı. Fakir aç kalmaz zengin o çevreden kopup gitmezdi. Muhtar devletle millet arasında şefkat eliydi. Mahalle bakkalından veresiye alınır, ödeyemeyenlerin borcu meçhul kişiler tarafından kapatılırdı. Manav, kasap, sütçü çoğunlukla tanıdık insanlardı. Polis, önce mahalle bekçisine sorardı GBT’yi. Mahallenin delikanlısı mahallenin kızına yakardı abayı. Esnaf ve sakinler iç içe yaşardı. Bir yapbozun parçaları gibi tamamlardık birbirimizi.
Ölenin cenazesine tanıdık tanımadık herkes gider, birlikte gözyaşı döker, birlikte dua ederdik. Yoğurt için komşumuzdan isterdik mayayı. Nişanı, kınayı sokağın ortasında, çocuklarımızın top oynadığı yerde yapardık cümbür cemaat. Semtin taksi durağına sorardık kızımıza talip olan erkek tarafını. Gece rahat uyurduk, çünkü bilirdik o taksi durağında sabahı bekleyen ağır abiler vardı.
Şimdi ekmeği bile marketten alır olduk. Bakkallar, manavlar bir bir kapandı. Veresiye borcunu kredi kartı sayesinde bankalara yapıyoruz. Borcunu ödeyemeyenlerin evine haciz geliyor. Taksimizi duraktan değil de uygulama üzerinden çağırıyoruz. Ve gece başımızı yastığa koyduğumuzda site güvenliğinin insafına emanetiz.
Gençler artık birbirini internetten buluyor. Evlenmek için değil tabi ki, eğlenmek için! Anneler, babalar torun beklemez oldu. Kültürümüzü kaybettikçe birbirimize yabancılaştık. Gecenin bir vaktinde sevdiklerimizi ne idüğü belli olmayan uygulamalar üzerinden çağırdığımız arabalara bindirir olduk.
Taksici durakta değil artık. Doktordan randevumuz varsa tanıdık taksiciyi bulamıyoruz! Gece uçuşumuz varsa valizimizi aldığımız gibi taksi durağına gider, sıcak bir sohbetle sıcak bir çay içer öyle çıkardık yola. Sosyalleşmenin başka bir vesilesiydi taksi durakları.
İstanbul’da 1925 yılında kurulmuş ilk taksi durağı. Eminönü ve Sirkeci o yıllarda ulaşımın merkezi. Ticaret buradan başlar, Anadolu ve Rumeli’ne akarmış. Hareketin olduğu yerde taksi de olmalı. Sonra diğer semtlerde de kendini göstermiş taksi durakları. 1950’li yıllara gelindiğinde Demokrat Parti hükümetinin Marshall yardımı diye bilinen Amerikan mîli desteği sayesinde birçok Amerikan markası otomobiller caddeleri doldurmuş. Rahmetli büyük amcam da Şişli, Nişantaşı, Pera gibi semtlerde taksicilik yaparmış. O dönemin bir sinema artistine benzetildiğinden ‘Artist Cemal’ diye bilinir, her duraktan davet edilirmiş. Esnafa genellikle efendi denildiği halde taksiciye ‘Şoför Bey’ diye hitap edilirmiş.
Günümüzde işin rengi bambaşka! Küçük esnaf zaten ölmüş. Kalan birkaçı da can çekişiyor. Uygulamalar üzerinden taksicilik mesleği sürekli sömürülüyor. Yakın bir gelecekte sürücüsüz araçlar ile uygulama tabanlı taksilerin caddelerde görünmesi olası. Bu sebeple taksicilik mesleği sosyal medya ve ana akım medyada sürekli itibarsızlaştırılıyor. Sadece uygulama tabanlı çıkarılması planlanan 2500 adet taksi plakası ihalesi yılan hikayesinde döndü. Mevcut yasalarla çelişen ihale, İmamoğlu başkanlığındaki İBB’nin ilk icraatı değil. Daha önce de dönüşüm adı altında minibüsleri 8+1 taksi olarak hizmete alırken, vatandaşın bu hizmete rağbet etmemesi yüzünden hem esnaf mağdur olmuş hem de vatandaş beklediği hizmeti alamamıştı.
Bugün için uygulamayı bir kenara itmek imkânsız. Fakat durak tercihli, Türkiye’nin her yerini kapsayan, bununla birlikte müşteriyi soymayan, taksiciyi sağmayan, sınırların ötesine ulaşabilen, Türki cumhuriyetlerde, İslam ülkelerinde, Afrika’da Türkiye’nin faal olduğu ülkelerde ve Avrupa birliği dahilinde kapsamlı olacak küresel ölçekte bir uygulama mutlaka olmalı. Bu uygulama bizden olmalı. Küreselcilere inat, onlarla başa çıkabilecek bir uygulama! Şimdi bazıları “çok uçtun” diyecektir. Ama küçük düşünenin yeri olmadığı bu dünyada oyunu kuralına göre oynamalıyız. Yoksa aç pitbullar adamı parçalayıp yok ederler. Küçük düşünen küçülür ve yok olur.
Ahilik kültürümüzün güzel bir örneği olan taksi duraklarımıza sahip çıkalım. Taksi duraklarımızı yaşatalım. Gecenin zifiri karanlığında başımızı yastığa koyduğumuzda, semtimizi ışıl ışıl yapan taksi duraklarımıza ilgiyi artıralım, Ezelden ebede düsturuyla 100 yıllık durakçılık kültürümüzü teknolojiyle uyum sağlatarak ilelebet ayakta tutalım.
Ve son söz; Sektörel olarak yaşadığımız olumsuz örnekleri el birliği ile izole edelim. Bu toplum bizim. Çocuklarımızın yarınını bugünden inşa edelim. Yarınımızı taşerona vermeyelim.
Saygılarımla.
Cüneyt Tüzel






Taksi durakları taksi esnafının kültürel mirasıdır.Tüm taksi şoförü kardeşlerimizi bu mirasa sahip çıkmaya davet ediyoruz.
Güzel yaziniz ve sektöre vermiş olduğunuz katkılar için sizlerede teşekkür ederiz Cüneyt bey kaleminize yüreğinize sağlık.